Hakkımda

H

Korkut Duman, nam-ı diğer 5Posta kimdir?

Merhaba anonim! Büyük ihtimalle bu sayfaya 5posta Korkut Duman sapık zoofili savunan, çocuk istismarcısı, kadın düşmanı, nazi, tecavüzcü, sitesinde pedofili yayınlayan ve benzeri anahtar kelimeleri takip ederek geldin. Ve benim gibi ilginç bir insanla tanışmak istiyorsun.

Sana hak veriyorum. Ben de pedofili savunan bir nazi ile hayvanlarla seks yapmak üzerine konuşmak isterdim.

O halde tanışalım. Beklentilerinin yüksek olduğunu biliyorum. Umarım senin için bir hayal kırıklığı olmam. Şöhretimi borçlu olduğum söylentileri teker teker temellendireyim.

“Asıl adı Korkut Duman olan 5posta lakaplı troll, alt-right özentisi bir ırkçıdır”

Alt-right kavramını ortaya atan ve savunan, son ABD başkanlık seçimlerinde oyunu Joe Biden’a vermiş olan Richard Spencer diye bir adamdır. Bu konu üzerine tonla yazı var ama kısaca özetlemem gerekirse; bu tayfayı otoriteryen bir devlet, merkezi ekonomi ve etnik grupların birbirlerinden ayrı yaşamalarını isteyenler beyazlar oluşturuyor diye tanımlayabiliriz.

Birincisi, ben liberal ekonomi yanlısıyım. İkincisi, beyaz sayılmam. Kendim de göçmenim. Türkiye’de kürtlerle türklerin, ABD’de siyahlarla beyazların,  İsveç’te göçmenlerle özisveçlilerin ayrı ayrı yaşamalarını asla savunmadım. Tek söylediğim, Batı’nın göç politikalarının kesinlikle kendileri için bir intihar olduğudur. Göçmenlerin çoğunun mülteci değil ekonomik göçmen olduğu iddia etmekle kalmıyor, pek çok kaynak, araştırma ve deneyim ile de temellendiriyorum. Müslüman ülkelerden alınan bu izansız ve büyük göçün Batı toplumlarını çökerttiğini de ekleyeyim.

Bu konudaki görüşlerim 90’ların sonlarında İsveç’te ard arda hem Sosyal Demokrat Parti’yi hem de ülkeyi yöneten iki sosyal demokrat başbakan Ingvar Carlsson ve Göran Persson’un görüşleri ile paraleldir. Ben aşırı sağda değilim. Orta sola, sol da aşırı sola kaydı dünyada.

“5 Posta lakaplı Korkut Duman adlı şerefsiz zoofiliyi savunuyor”

Bundan 10 sene kadar önce hayvan hakları savunucusu ve filozof Peter Singer’den esinlenerek yazdığım bir yazıda hayvanlarla cinsel ilişkinin BAZI DURUMLARDA ceza gerektiren bir suç olmaması gerektiğini öne sürdüm. Argümanımı beğenmek zorunda değilsiniz tabii ki, ancak tam anlamıyla şunu diyordum ve hala daha arkasındayım:

  • Hayvanlarla seks, cinselliğin pek çok alanı gibi hala bir tabu. Ve insanların gösterdiği tepkinin önemli bir kısmı bu tabudan ve ahlaki endişelerden kaynaklanıyor. Bir! Kanunlarımızı tabulara ve ahlaki endişelere dayandırmamalıyız.
  • İki: Mario Vargas Llosa’nın adını hatırlayamadığım ancak Türkçeye de çevrilen romanında kukusuna bal döküp kedi yavrularına yalatan bir hanımefendi vardı. Ne kediciklerin ne de hanımefendinin bundan bir zarar görmediği aşikar. Bu durumda kadını cezalandırmak gereksizdir. Tıpkı Afrikalı bir yerlinin bir gergedanla cinsel ilişkiye girmesi gibi. Kedi yavrucukları, ballı kuku ve beyaz tenli hanımefendiler gibi estetik ögelerin getirdiği hafifletici sebepler söz konusu olmasa da bu örnekte de gergedana bir zarar gelmiyor. Gergedanın bir şey hissettiğini iddia etmek bile zorlama olacaktır. Dolayısıyla ne hanfendiyi ne de Afrikalı beyfendiyi cezalandırmamızı gerektirecek bir durum yok.
  • Üçüncüsü: Bu sefer de ceza verilmesi gereken durumlara bir örnek verelim: 1,90 boyunda bir adamın bir köpek yavrusu ile girdiği cinsel ilişki yukarıdaki örneklerle aynı kefeye konulamaz. Böyle bir durumda köpek yavrusunun ve hatta büyük bir köpeğin bile zarar göreceği çok açıktır. Böyle bir teşebbüs, suç arz etmelidir. Cezası olmalıdır. Ancak bu suçu cezalandırmak için ayrıca bir ‘hayvanlarla cinsel ilişkinin cezası’’ üzerine kanun çıkarmak, beyaz hanımefendiyi ve siyah afrikalı beyi de zor duruma düşürür. Onun yerine ‘’hayvanlara zarar verenlere uygulanacak ceza’’ üzerine kafa yorulmalıdır. Bu konuda yapılacak düzenlemeler hayvanlara zarar verenleri mahkum ederken kedicikler bal yalamaya, gergedan da hiçbir şey olmamış gibi otlamaya devam edebilir.

Görüldüğü gibi burada zoofiliyi savunmuyorum. Hiçbir zaman savunmadım.Bu konuda bir paylaşım daha yapmıştım. Retorik ve kışkırtıcı bir soruydu. Şöyle kurgulamıştım:

Hayvanları yiyebiliyorsak, sikebilmeliyiz de. Çünkü bir ineğe sorsak, abi beni kesmeyin, ama her gece ahırıma gelip beni düzün derdi.

Dikkat ederseniz bu veganlık lehine bir argümandır. Et yeme “vahşetini” kendimize hak görüyorsak, öldürdüğümüz hayvanı sikmişiz, çok mu? Bu pro-vegan argümanı bu şekilde ortaya getirmenin provokatif olduğunun farkındayım. Ancak provokasyon da bir çeşit meseleleri tartışmaya açma şeklidir.

Hiçbir hayvanla cinsel ilişki yaşamadım. Bunu kimseye tavsiye etmiyorum, propagandasını yapmıyorum. Gergedan siken işine baksın. Kedi siken cezasını çeksin. Bence gayet makul. Aynı fikirde değil miyiz? O halde yazdıklarımı okumayın. Söylediklerimi dinlemeyin.

“Bu adam tecavüzü savundu”

Hayır, savunmadım.

Gece yapılan sekse sabah seksi de dahildir, bunu adı bed & breakfast’tır

dedim.

İddiam şuydu: Akşam ilk defa buluştuğun biriyle eve gidip seks yaptıysan ve her şey yolunda gittiyse, birbirinizden hoşlandıysanız, sabah da şöyle arkadan bir sarılıp boynunu ve omuzlarını öper, karnını ve kalçalarını okşar, usul usul içine girersin. Tekrar gözlerine bak, kelimelere dök, ağzından onay ara, gerek yok dedim. Seks yapanlarımız da zaten bilecektir, gerçek hayatta böyle ilerlemiyor bu işler. Hiçbir zaman ‘’hayır dese de dinleme, lak diye sok’’ falan yazmadım.

Yalnız bu meselede aleyhime çıkarılan tacaüvüzü savunuyor iddiasını, bu iddiayı çıkaran kesimle aramdaki jenerasyon farkına bağlamamız gerekiyor sanırım.

Nitekim çok daha sonra yirmili yaşlarında bir hanımefendi ile bu meseleyi konuştuğumuzda ondan bu jenerasyonun cinsel ilişkiyi sadece sok-çıkar-ihtiyaç gider olarak ele aldığı izlenimini edindim. Özellikle genç kadınlar erkeklerin onlar hakkında “ayy bu bana yapışır şimdi ve cinselliğin yanında duygusal da bir şey ister” diye düşünmesini istemiyorlardı. Bunun için de onlarla beraber olduklarında bazı söylem, hal ve tavırlardan kaçınıyorlardı.

Mesela beraber geçirilen bir gecenin sabahında kadın lavaboda dişlerini fırçalarken adam arkadan yaklaşıp kadının omzunu öpse ya da şöyle onu ne kadar beğendiğini göstermek için poposunu ellese, genç bir kadının bunu anlamlandırmakta zorluk çekebileceğini anladım. Cinsel birleşme geceleyin gerçekleşmiş, ihtiyaçlar giderilmişti. Ne demekti sabah herkes kalkmış, giyinip evlere dağılınacakken omuza kondurulan o ekstra öpücük, poponun okşanması? Acaba adam istediği zaman kadının rızasını almadan ona dokunabileceğini mi düşünüyordu? Yoksa ondan gerçekten hoşlanmış mıydı, tekrar görüşmek mi istiyordu?

Erkekler genelde bir gecelik ilişkilerden yanalar. Kadınlar da buna ayak uydurmaya çalışıyorlar. Abuk sabuk ve spastik bir durum var ortada. Açıkçası genç bir kadında refleksif olarak uyanan bu düşünceleri oldukça üzücü bulduğumu söylemeliyim. Böyle bir cinsellikte kendini rahat hissederek zevk alabilecek çok fazla kadın olduğunu sanmıyorum. Sabah bir daha teklifsiz sevişmeyeceğiniz bir insanla yatağa girmeyiniz. Yani evet, gece yapılan sekse sabah seksi de dahildir. Bed & breakfast.

“Bu adam blogunda çocuk pornosu yayınladı. İsveç’te yaşadığı için ceza almadı. Mahkeme kayıtlarında da yazıyor”

Doğru değil. Öncelikle, 2008 yılında sitemdeki içeriğe Türkiye’de internet sansürünü üstlenen kurum olan BTK tarafından erişim engeli getirince akademisyen, aktivist, hukukçu ve trouble-maker Yaman Akdeniz benimle kontak kurdu ve ifade özgürlüğüm engellendiği için dava açabileceğimi, bu davayı Kerem Altıparmak ile pro-bono olarak üstleneceklerini söyledi bana. Davayı açtım. BTK da bana karşı dava açtı. Ve beraat ettim.

İddia edildiği gibi ‘’İsveç’te yaşamamdan dolayı’’ değil ama. Site İsveç’te, İsveç sunucularında kurulup içeriği İsveç’te yazıldığı için. Sitenin içeriği İsveç’te bir suç oluşturmadığından…

Meselenin trajikomik tarafı da bu. Hakkımda iddialarda bulunanların bir kısmı LGBT komünitesinden, bir kısmı da profesyonel gazeteci, bazıları Türkiye’deki iktidara muhalif aktivistler, akademisyen olmayan çalışan insanlar. İsveç’te suç olmayan bir şeyi yaptığım için (neyi yaptığım için? düşüncelerimi yazdığım için) Türkiye’de ceza almam gerektiğini söylüyorlar.

Tutarlı olmaları gerekecekse, kendilerinin Türkiye’de yazıp çizdikleri pro-LGBT kimlikleri ile İran’a gittiklerinde hepsinin şeriat hükmüne göre vinçlerden sallandırılmaları gerekiyor. Veyahut Playboy sitesinin sorumlu yayın yönetmeni Bodrum’a tatile geldiğinde apar topar marinadan alınıp 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmalı bu arkadaşlara göre. Coğrafya kader. Zeka seviyesi düşük, nefret etme ve intikam alma arzusu yüksek insanlarla beraber yaşıyorsunuz. Bunu bilin.

“Korkut Duman’ın FriendFeed hesabı çocuk pornosu yayınladığı için askıya alınmıştı”

Doğru değil.

Bu olayın 200’den fazla şahidi var. Fakat şahitler şahitlik yapınca kuduz aktivistler ve bazı sözüm ona profesyonel gazeteciler tarafından iptal edilmek istendiler. Bu tantananın arkasında annesi yazılara küçük harfle başlayan aktivist bir dj ile GazeteDuvar’da nasıl iş bulabildiğini anlamakta zorluk çektiğimiz akıl sağlığı yerinde olmayan gazeteci N. İ. ve bunların kadın düşmanı bir gay aktivist ile olan işbirlikleri var.

Olay şu: 13 sene önce Tumblr sitesinde laykladığım bir içeriğin FriendFeed’de otomatik olarak paylaşılması, bu paylaşımı fırsat bilen doktor raporlu deli, çizgi filmci L. E.’nin bana ve kayınçosu olan internet aktivisti öğretim üyesi rahmetli Özgür Uçkan’a olan nefretinin sonucu olarak beni FriendFeed yönetimine şikayet etmesi.

13 sene önce olmuş bu olayda suçsuzluğumun şahidi olarak gösterdiğim 200 küsür kişi arasından bir akademisyeni beni doğruladı diye günlerce işverenine şikayet ederek iptal etmeye çalıştılar. Yine şahitliği ile beni teyid eden bir kadını LinkedIn’deki bütün kontaklarına şikayet ettiler. Görselde ne çocuk ne de porno vardı, kaldı ki çocuk pornosu olsun. Hesabım şikayete yönelik tedbir amaçlı 24 saat askıda kaldı ve o dönem neredeyse bütün FriendFeed sakinlerinin protestoları neticesinde tekrar erişime açıldı. Bunun üzerine bana istediği zararı veremeyen raporlu deli L. E. gitmiş bir blogspot hesabı açmış. Meseleyi çarpıtarak anlatmış. Adımı google’da iştahla aratan kıçı yanıklar da bunu bulunca seviniyor tabii.

“Bu rezil adam bir çocuğu istismar etti. Bunu da ballandıra ballandıra anlattı”

Mokum adı verilen PKK sempatizanı radikal solcularla takoz feministlerin doluştuğu minik bir sosyal ağ var. FriendFeed’in devamı gibi başladı ama kullanıcı sayısı azlığından ve kullanıcıların takozluğundan baya güdük kaldı. Birkaç sene orada hesabım vardı. Bir hayli insanın götünü yaktığımı tahmin edersiniz. Pek çok insanı kendimden iğrendirdim orada. Ve bundan büyük de keyif aldım.

Bir gün ahlakçılıkta Orta Anadolu kırsalının ortalamasını rahatlıkla tutturan takoz feministlerden biri ilişkilerde yaş farkını eleştiren bir tartışma başlattı. Ben de o paylaşımın altına meselelerin duruma göre case by case değerlendirilmesi gerektiğini, 30 yaşında bir Abdullah Gül ile 15 yaşındaki karısının bu meselelerde aklımıza gelen tek ilişki türü olamayacağını, pek çok müzik eserinde 15-16 yaşındaki kızlarla daha büyük erkeklerin ilişkisinin yansıtıldığını popüler kültürden de örneklerle gösterdim. Bilirsiniz, feministler bir hayli dogmatiktir ve onlara laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur. Son bir çare olarak örneklemek için ben de 28 yaşındayken 15 yaşında bir kızla Finlandiya’da yaşadığım bir yaz macerasını anlattım. Ve bu anımı aktardıktan sonra Türkiye gibi kırsalında erken evliliklerin gerçekleştiği ülkelerde yasa koyucunun araya bir sınır çekebileceğini belirttim, böyle bir sınırın olmasının iyi olduğunu ekledim. Sen bunun ekran görüntüsünü al. 2-3 sene sakla. Sonra bir takım mabadı yanık kişiler ve gruplar bana topluca saldırınca bu görüntüleri onlara ulaştır. Tahmin edersiniz gerisini.

Hiçbir şekilde hiçbir yaptığımdan pişman değilim. Özür dileyecek kimse yok. Kristiina kim bilir nerede? Güzel bir yaz macerasıydı. Finlandiya yasalarına göre zaten oyna devam. Şikayetçi falan da yok ortada. Bugün görüşsek sarılır, öpüşür, güle oynaya karşılıklı bir şeyler içer laflarız. İsveç’te feminist komünist parti ve AB milletvekili Soraya Post’un 15 yaşındaki kızı iki katı yaşındaki bir adamla aynı eve çıktı. Burası Avrupa. Siz Anadolu kırsalına yakışır ahlakınızla cayır cayır çığırışacaksanız en azından kafamı ütülemezseniz ve kişilik haklarıma saygı duyarsanız sevinirim.

Bu arada bana bu suçlamayla gelenlerin elebaşlarından bir DJ de, bir sosyal medya iletisinde kendisi lisedeyken kız arkadaşlarının büyük erkeklerle beraber olduğunu, bunun garipsenmemesi ve hemen kötülenmemesi gerektiğini söylemiş. Gördüğünüz gibi burada ilkeler ve fikirler çarpışmıyor. Zaten öyle olsa medeni bir tartışma ortamı olur. Burada bambaşka hesaplar var.

Peki niye bu kadar tepki çekiyorum?

Ben de bilmiyorum inanın. Tek bir cevabı olduğunu düşünmüyorum. Bazıları beni sevmiyor, şu veya bu sebeple. Ancak sevmedikleri herkesin peşinden bu kadar ısrarla gidip sistematik bir şekilde dezenformasyon yayıyorlar mı? Hiç sanmıyorum. Bir kısmı gerçekten düşük zekalı olmalı. Bir kısmı kötü niyetli. Ciddi sayıda insan işsiz güçsüz ve psikolojik problemlere sahip. Bir şekilde tetikliyorum onları. Hakkımda sık tekrarlanan başka bir iddia ile bitireyim. Böyle bir grup da var çünkü. Adamın biri hakkımda demiş ki;

hep söylüyorum, insanlar boka karşı çıksa boku savunur, söylenmeyeni söyledim, yapılmayanı yaptım diye bok yer bu….

Bir hayvansever ona şöyle katılırken bana da bir salvo gönderiyor.

Umarim biri baldirindan tornavida saplayarak uyutur seni amin evladi herif.

Peki buNCA NEFRETE SEBEP OLAN SÖYLEMİM ne?

Şu:

Sokakta hayvan olmaz. Sanırım hayvanseverler olarak hepimizin gönülden destekleyeceği, son derece yalın ve gerçekçi bir saptama bu. O halde sokaktaki hayvan popülasyonunu arttırıcı eylemlerden uzak duralım. Doğada denge nasıl kuruluyor? Bir yerde besin yoksa orada hayvan da yok.Tek başına bu yeterli değil. Hayvan edinmek için lisans şartı, her hayvanın bir kimlik kartına sahip olması ve lisanslı bir bakıcı ile eşleşmiş olması şartı. Kısırlaştırma. Sahiplendirilemiyorsa son çare olarak uyutma. Bunların hepsi bir arada. Ama sen mama şirketlerinin kurdukları networklerin sosyal medya elçileri olup vicdan pornosu ile onlara para toplayacam diye mamaları öbek öbek sokaklara dökersen olmaz.

Bu görüşlerim için baldırımdan tornavida saplanarak uyutulmalıyım. Çünkü tüm amacım herkesin dediğinin tersini söyleyerek dikkat çekmek?

AB ülkelerinde başıboş hayvanlar uyutulur. Bu aslında herkesin bildiği bir şey. En dikkat çekmeyecek, en banal, en basit bir bilgiyi gayet düzgünce dile getiriyorum. Amın evladının baldırına tornavida saplayın!

Bu adam kadın düşmanıdır.

Hayır. Feminist değilim sadece. Bir erkeğin kadın düşmanı olması için kadınlarla arasının pek iyi olmaması gerekir. Benim öyle bir durumum yok. Benim feministlerle aram iyi değil sadece ama bu da feminist olmalarından öte, kadınları sürekli zayıf ve acınası gösterme çabaları yüzünden. Zayıflık ve kurban rolü arkasına sığınıp avantaj elde etmeye çalışan kariyeristleri sevmem.

Your sidebar area is currently empty. Hurry up and add some widgets.